Gaudi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Gaudi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

5 Ocak 2007 Cuma

5 Ocak: Gaudi

Barcelona’ya gelene kadar Gaudi üzerine çok fazla düşünmemiştim.Çok fazla sevmediğimi biliyordum; herhangi bir bakımdan örnek alacak ya da karşısında tavır alacak kadar beni heyecanlandırmamıştı. Dolayısıyla neden sevmediğim hakkında bir şey söyleyecek kadar da üzerine kafa yormamıştım. Etrafımda hakkında konuşulduğunda susmakla yetiniyordum.

Barcelona’da bu seçenek, yani Gaudi üzerine düşünmemek, neredeyse olanaksız. Şehir tamamen onun gölgesinde (ya da, ışığıyla aydınlanmış– nasıl isterseniz öyle deyin); her yerden size o sesleniyor.

Dolayısıyla işe Gaudi’nin ötedenberi bende uyandırdığı, neredeyse fizyolojik düzeydeki tepkileri daha yakından tanımaya, tahlildense tesbit etmeye, adlandırmaya çalışmakla başladım. Denizanalarına, kurbağalara, bazı sürüngenlere bakarken hissettiğiminkine benzer, çok düşük düzeyde de olsa, tiksintiyi andırır bir rahatsızlık, iç bulantısı... Rahatsızlığı değilse de bu tepkileri, çağrışımları Gaudi’yi sevenlerin de paylaşacağını biliyorum; okudukça, gördükçe Gaudi’nin kendisinin de bunları kasdetmiş olduğunu öğreniyordum. Ama benim için Gaudi’nin biçimleri (estetik çabası) yaratıklar karşısında duyduğum kendiliğinden rahatsızlığı arındırmıyor, bulantının daha düşük bir şiddette de olsa tekrarlanmasına yol açıyordu.

Gaudi’nin gördüğüm ilk binası, La Pedrera, bu izlenimleri değiştirmedi.

Bu tesbitler üzerine düşünmek, onları kavramsal düzeyde, akılyürütmelerle gerekçelendirmek elbette mümkün. Mesela Gaudi’nin ve onun uç noktasını temsil ettiği Art Deco’nun) Batı metafiziğine, estetiğine içkin olagelmiş bir dizi kutupsallık içinde, o güne kadar horlanagelmiş olan kutbu, eril olana karşı dişil, kadınsı olanı, aklın, ruhun soyutlayıcı gücüne, ileri doğru atılımına karşı, maddenin insanı doğal işlevlerine, demek ki kirliliğe ve son kertede ölümlülüğe doğru geri çeken muhafazkârlığını, ataletini bilinçli olarak ön plana çıkarmayı tercih ettiği, bu yüzden de, kendisi yurdunda modernista akımın sözcülerinden biri olarak görülüyor olsa da, akılcılığın donmuş kalıplarını ileriye doğru aşmayı hedefleyen esas modernist atılımın değil, modernlik bir karşısındaki gericiliğin bir ifadesi olarak görülmesi gerektiği söylenebilir.

Ama şu nokta önemli: Gaudi’yi sevmezliğim onu böyle okumuş olmamdan kaynaklanmıyordu– bu okuma (ya da kavramsal öykü) düşünülmemiş/düşünce-öncesi tepkilerimi meşrulaştırmak için başvurulabilecek bir sürü kavramsal öykülerden yalnızca biri... Bu tepkileri açıklayacak, daha psikoloji tınılı ve kendisini modernist projeyle özdeşleştirmeye çalışan bir sürü genç erkek tarafından paylaşılabilecek ve belki onları da açıklamaya katkıda bulunabilecek başka, daha psikanalitik öyküler de bulmak/kurmak mümkün.

Ama Gaudi’nin Barcelona’daki izlerini görmek, La Pedrera’yı gezmek bende yeni hikâyeler arama ihtiyacı kışkırtmadı. Sagrada Familia’yı daha görmemiştim.[1]


[1] Gaudi’nin çeşitli işlerinin suretlerinden yapılma kolajı http://akikouyou.free.fr/gaudi/gaudi.jpg adresinden aldım. Gaudi’nin kertenkelesine Barcelona’nın her yerinde, kahve fincalarında, altlıklarında, tablalarda rastlamak mümkün; ancak Net’te daha güzel bir resmini bulamadım. Gaudi hakkında şu adreste son derece kapsamlı bir site var- bunları yazarken henüz daha gözden geçirmemiştim. http://www.gaudiallgaudi.com/index.htm La Pedrera için bkz. http://www.gaudiallgaudi.com/AA009.htm

1 yorum: